Atıştırmalık Baharatlı Nohut

baharatli nohut

Geçen hafta Londra’da katıldığım Food Matters Live etkinliğinde kuru baklagillerden yapılan atıştırmalıkların popülerliğini gördükten sonra uzun zamandır yapmadığım bir tarifi hatırladım, biraz değiştirerek tekrar yaptım ve atıştırmalık olarak yüksek lifli,düşük glisemik indeksli oldukça tatmin edici bir seçenek olduğu için sizle paylaşmak istedim :)

Bu tarifi normalde fırında daha kısa süre tutarak salatalara katmak için kurubaklagilleri biraz renklendirmek amaçlı yapıyordum, fırında biraz daha uzun süre tuttuğunuzdaysa atıştırmalık olarak yiyebileceğiniz kıtır kıtır çok lezzetli bir hale dönüşüyor nohut. Biz nohutu aslında leblebi olarak çerez diye zaten yiyoruz fakat bu hali de oldukça lezzetli ve keyifli oluyor. Denemenizi tavsiye ediyorum :)

 

Okumaya devam et…

Soru Cevap – Haziran 2016

soruss-3Birkaç ay aradan sonra soru – cevap postları geri döndü! :) Bu ay Instagram üzerinden gelen sorularınızın cevapları aşağıda. İyi okumalar!

 

1) Besinleri ezince, örneğin patatesi püre haline getirince glisemik indeksi artıyorsa, besinleri çiğnemenin önerilmesi ne derece mantıklı?

Yiyecekleri bir tek glisemik indeksine göre değerlendirmek doğru değildir. Yediğinizi daha çok çiğnemeniz tokluk hissinizi pekiştirdiği için önerilmektedir, bu da öğünden daha fazla tatmin olmanıza ve daha az yiyecek tüketmenize neden olacağı için doğru bir öneridir.

 

2) Kilo koruma diyeti nasıl yapılır? Neler yenmeki, nasıl sporlar yapılmalı bu süreçte?

Belli bir süre kilo verdikten sonra kilonuzu korumak için yediklerinizin enerji miktarını dolayısıyla da miktarını arttırmalısınız ki kilonuzu koruyasınız. Kilo verme ya da korumada, dilediğiniz her şeyi yiyebilirsiniz. Önemli olan günlük besin ve kalori ihtiyacınız ve tükettiğiniz miktarlardır.

 

Okumaya devam et…

Şeker

Son zamanların popüler başlığı “ŞEKER”

“Şekersiz”, “şeker eklentisiz”, “meyve şekeri eklenmiş” gibi terimler raflardaki ürünleri süslüyor. Şekerin sağlık için çok da iyi olmadığı ve tükettiğimiz şekeri azaltmamız gerektiği artık bilinen bir gerçek. “Niye şeker tüketimini azaltmalıyız , ne gibi zararları var, şeker nedir, hangi tür şekerleri azaltmalıyız?”… gelin soruların cevaplarına birlikte bakalım.

Konuyu iyi anlayabilmek için, ilk olarak karbonhidratları yakından incelememiz gerekiyor. Önceki yazımda anlattığım gibi karbonhidratlar sindirildiğinde glikoz, fruktoz ve galaktoz isimli basit şekerlere dönüşür. Fakat zararlarından bahsedilen “şeker”ler bunlar değildir.

Sağlık için çok da iyi olmadığı kabul edilmiş şeker “eklenti şeker”lerdir, yani yiyeceklere işlenme, üretim sırasında sonradan eklenen şekerler.

 

Okumaya devam et…

Buğdaylı Tabule

tabule_son

Tabule (ya da tabbouleh) Arapların en meşhur salatalarından biridir. Genelde maydanoz, taze nane, domates ve bulgurdan yapılır. Fakat son zamanlarda tabulenin dünyanın dört bir tarafına yayılmasıyla birlikte farklı uyarlamalarına da rastlamak mümkün. Ben de bugün sizlerle kendi tabule tarifimi paylaşmak istedim. Genelde tabulede bulgur çoğunlukta yeşillikler ise azınlıkta olsa da benim tarifimde işler biraz değişiyor :)

Okumaya devam et…

Kan Şekeri 101

sebzeli sekizBugünkü yazımda günümüzde çokça duyulan “Kan Şekeri”, “Glisemik İndeks” ve “Glisemik Yük” terimlerine açıklık getirerek, kan şekeri kontrolünü sağlayan başlıca iki hormon olan insülin ve glukagondan bahsedeceğim.

Sağlıklı bir insanda, kan şekeri seviyesi, belli sınırlar içinde oynamaktadır. Kan şekeri açlık halinde ölçüldüğünde, 70 ve 100 mg/dL (3.9 ve 5.5 mmol/L) arası olması beklenir.

Kan şekerini etkileyen başlıca besin grupları, karbonhidratlar ve proteinlerdir. Proteinlerin kan şekeri üzerindeki etkisi karbonhidratlar kadar güçlü değildir.

Karbonhidratların sindirimi ağızda başlar ve emilimi bağırsakta tamamlanır. Karbonhidratların lif dışındaki kısımları, sindirim sonucu monosakkaritlere (basit şekerlere) dönüşür. Monosakkaritler bağırsaklardan emildiğinde kan şekerimiz yükselir ve sonrasında insülin devreye girerek kan şekerimizi normal seviyelere çeker.

 

“Glisemik İndeks” yiyeceklerin yeme sonrası kan şekerini yükseltme hızını gösteren bir ölçüttür.

1981’de Kanada’da Dr. Jenkins tarafından diyabet hastalarına yardımcı olmak amacıyla yürütülen araştırma sonucunda “Glisemik İndeks” konsepti ortaya çıkmıştır. (1) Bu konsepte göre, karbonhidrat içeren besinlerin “en iyi”si, yenildikten sonra kan şekerini en yavaş ve az yükseltendir. Glisemik indeks konsepti, daha öncesinde karbonhidratların kimyasal yapısına göre yapılan “basit” ve “kompleks” sınıflandırmasından çok daha doğru bir sınıflandırma yapmayı mümkün kılmıştır.

Okumaya devam et…