Leptin ve Ghrelin (Tokluk ve Açlık Hormonları)

sebzeli 9Bugün sizlere tokluk ve açlık hissimizden sorumlu iki hormondan bahsedeceğim, isimleri leptin ve ghrelin. Bu iki hormon 90’lı yıllarda keşfedildi. Obezite oranlarının hızla artmasıyla birlikte bilim adamları, bu hormonların çalışma prensiplerini ve enerji dengesi yani kilo kontrolü üzerindeki etkilerini anlamak için çalışmalarını yoğunlaştırdı. Kilo durumumuzun kaderi bu iki hormonun işbirliği sonucu belli oluyor.

Alınan enerji tüketilen enerjiye eşit olduğunda kilo korunur, alınan enerji tüketilen enerjiden çok olduğunda kilo alırız, tam tersi az olduğunda ise kilo veririz. Kilo kontrolü ise vücutta karmaşık bir sistemle sağlanır. Bu karmaşık sistemde başlıca sözü geçen iki hormon leptin ve ghrelindir.

 

Leptin

Leptin hormonu bize “doydum, bu kadar yemek yeter” dedirten ve yemek yeme aktivitemizi sonlandırmamıza neden olan hormondur. Leptin hormonu büyük ölçüde vücutta bulunan yağ hücrelerimiz tarafından ve az miktarda mide, kalp gibi organlardan salgılanır. (1) Bu hormon beynin hipotalamus bölgesinde etkilidir ve vücudumuzdaki yağ depoları hakkında beynimize bilgi verir. Eğer açlık durumu yoksa ve vücutta yeterli yağ mevcutsa leptin sayesinde beynimiz iştahı azaltır ve vücut yağ depoları (kilo) olduğu gibi korunur. Eğer vücut yağ depolarında bir azalma varsa kandaki leptin miktarı azalır ve beynimiz bunu iştah artışı olarak algılar. Vücut yağ kütlesindeki değişim dolayısıyla, leptin uzun dönem kilo kontrolünde etkilidir.

Okumaya devam et…

Kan Şekeri 101

sebzeli sekizBugünkü yazımda günümüzde çokça duyulan “Kan Şekeri”, “Glisemik İndeks” ve “Glisemik Yük” terimlerine açıklık getirerek, kan şekeri kontrolünü sağlayan başlıca iki hormon olan insülin ve glukagondan bahsedeceğim.

Sağlıklı bir insanda, kan şekeri seviyesi, belli sınırlar içinde oynamaktadır. Kan şekeri açlık halinde ölçüldüğünde, 70 ve 100 mg/dL (3.9 ve 5.5 mmol/L) arası olması beklenir.

Kan şekerini etkileyen başlıca besin grupları, karbonhidratlar ve proteinlerdir. Proteinlerin kan şekeri üzerindeki etkisi karbonhidratlar kadar güçlü değildir.

Karbonhidratların sindirimi ağızda başlar ve emilimi bağırsakta tamamlanır. Karbonhidratların lif dışındaki kısımları, sindirim sonucu monosakkaritlere (basit şekerlere) dönüşür. Monosakkaritler bağırsaklardan emildiğinde kan şekerimiz yükselir ve sonrasında insülin devreye girerek kan şekerimizi normal seviyelere çeker.

 

“Glisemik İndeks” yiyeceklerin yeme sonrası kan şekerini yükseltme hızını gösteren bir ölçüttür.

1981’de Kanada’da Dr. Jenkins tarafından diyabet hastalarına yardımcı olmak amacıyla yürütülen araştırma sonucunda “Glisemik İndeks” konsepti ortaya çıkmıştır. (1) Bu konsepte göre, karbonhidrat içeren besinlerin “en iyi”si, yenildikten sonra kan şekerini en yavaş ve az yükseltendir. Glisemik indeks konsepti, daha öncesinde karbonhidratların kimyasal yapısına göre yapılan “basit” ve “kompleks” sınıflandırmasından çok daha doğru bir sınıflandırma yapmayı mümkün kılmıştır.

Okumaya devam et…